Avukatların fiziki saldırılarda can kaybı da yaşadığı ama en çok toplumsal hayatta mevzi kaybettiği bir dönemde ÇAG içinde Genç Avukat çalışması yapan bir avukatın gözünden tartışmalara ve çözüm önerilerine bir katkı.
DEMOKRATİK KATILIM
Özelde genç avukatların genelde ise tüm avukatların sorunlarının gerçekçi bir biçimde tespiti, ortaya konması ve çözüm için yollar geliştirilmesinin temel koşulu en azından kendi mesleki örgütlülüğü olan Baro’nun yönetim ve karar oluşturma süreçlerine etkin ve aktif katılımının sağlanmasıdır. Böylelikle en basit söyleyişle Baro ile avukatlar arasında oluşan soğukluğun ve örgütlülüğe ilişkin yabancılaşmanın kısmen de olsa önüne geçilebilecektir. Diğer yandan da daha geniş sayıda avukatlar tarafından mesleki ve diğer sorunlara ilişkin düşünme, tespit ve çözüm arayış ve talepleri sahiplenilebilecektir.
Burada iki unsur da oldukça önemlidir. Katılım olmaksızın dar alana sıkışmış demokrasi özel olarak genç avukatların genelde ise işçileşen avukatların Baro ve avukatlık mesleğine ilişkin soğukluğunu ve meselelere çözüme ilişkin talepkarlığını olumsuz anlamda etkileyecektir; en azından şu an süregelen durumdan pek de fazla bir farklılık yaratmayacaktır. Öte yandan demokratik olmayan katılım ise demokrasi kavramına ve temel olarak yaratılmasına mücadele ile emek verdiğimiz kültüre (hak arama ve talep etme, düşünme ve üretme vs.) yabancılığı arttıracaktır.
Demokratik katılımın Baro nezdinde sağlanmasının burada yazılı olanlarla sınırlı olmamak kaydı ile çeşitli yolları mevcuttur.
Baro bünyesinde faaliyet gösteren ve avukatlık ve hukuk politikalarının asıl üretim merkezi olma potansiyeli ve imkanı taşıyan komisyon ve merkezlerin sınırlı sayı ve bürokrasi ile kısıtlanmaksızın aktif olarak çalışır ve üretir halde olmasının önündeki engeller kaldırılmalı ve buralarda teknik sorumluluklar dışında başkan vs. gibi hiyerarşik anlamlar taşıyan kurumlar oluşturulmamasına özen gösterilmelidir. Ayrıca alanda çalışan avukatların da ilgi ve istekleri göz önünde bulundurularak gerektiğinde yeni merkez ve komisyonların kurulmasına olanak tanınmalıdır. Her komisyon kendisini temsil etmek üzere pozitif ayrımcılık gözetir biçimde (kadın avukatlar-genç avukatlar) yürütme kurulları/delegasyon oluşturarak Baro meclisine de katılmalıdır.
Baro içinde bulunduğumuz metropol kapasitesindeki şehirdeki avukatlara mekansal olarak da ulaşamamakta ve merkez bölgeler dışında mesleğini ve sosyal yaşamını idame ettiren avukatlardan gitgide soyutlanmaktadır. Bu sebeple bölgelerde Baro’nun varlığı hissedilemeyecek kadar azdır. Tersinden söylenirse merkez dışında kalan bölgelerde bulunan avukatların hayatında Baro’nun pek de ciddiye alınacak bir yeri yoktur ve kişisel çabanın dışında mesleki hayata katkı sunmanın da pek fazla imkanı bulunmamaktadır. Çözüm olarak ana bölgeler belirlenerek her bölgenin kendi avukatlar meclisine (minyatür/gölge baro meclisleri) sahip olması önerilebilir. Her bölge yine hiyerarşik anlam ve içerik taşımayacak şekilde ve pozitif ayrımcılık gözetir biçimde (kadın avukatlar-genç avukatlar) yürütme kurulları/delegasyonunu oluşturarak Baro meclisine katılmalıdır.
Yukarıda imkanlar olarak önerdiğimiz oluşturulmuş delegasyonun resmi olarak seçilmiş yönetimle birlikte mümkün olan en sık periyotlarda Baro Meclisi çatısı altında toplanması en azından İstanbul’da mesleğini icra eden avukatların en geniş katılımının sağlanması ve hatta tavsiye niteliğinde alınan kararların (belki de bağlayıcı karar alması da düşünülebilir) en etkin yöntemle en geniş avukat kitlesine duyurulması ile de her meclis toplantısının mini bir genel kurula dönüşmesini sağlayacaktır. Ayrıca başkanın barosu gibi bir anlayış zayıflatılabilecek ve (bazı meslektaşların kabulünün tersine) baronun sermayedar/tekelci hukuk bürolarının eksenine dümen kırması da engellenebilecektir.
EKONOMİK-MALİ SORUNLAR/SOSYAL GÜVENLİK
Hukuk fakültelerinden mezun olunduğu andan itibaren mesleki hayata avukatlık dışında ücretsiz ve güvencesiz başlanılan başka bir mesleğin olmadığı malum. Hakim-savcıdan tutun da notere (salt hukukçuların yapabileceği işler), kamu çalışanlarından tutun da özelde idari-yari idari personel olarak çalışanlar arasında mesleğe başlarken ücretsiz çalışmanın ve sosyal güvenlikten yoksun bırakılmanın yasalarla zorunlu bırakıldığı başka bir mesleki alan bulmak imkansızdır. Üstüne üstlük her tür baskıdan uzak ve vicdanen bağımsız yapılması zorunlu (aksini düşünmek imkansız) bir meslekken avukatlık! Burada tespit ve tespite ilişkin çözüm önerilerini temel iki başlıkta ele alabiliriz: 1) Ekonomik-mali sorunlar 2)Sosyal güvenlik
-
Ekonomik Mali Sorunlar
a) Avukatların henüz meslekle tanıştıkları vakit ekonomik problemlerle yüzyüze geldiği ve bunlarla çoğu kez kendi gücü (yasaya aykırı olarak çalışarak) veya aile desteği ile (hani herkese karşı bağımsızlık?) çözüm bulduğu ve ya bulmaya çalıştığı tüm avukatların malumu. Bu durumda stajın şu anda varolduğu biçimi ile devamı halinde -eğer stajyer avukatı ücretsiz köle veya ucuz işgücü olarak tariflemiyorsak – stajyer avukatı her tür maddi baskıdan uzak tutmanın en basit ve şu hal için belki de tek yolu staj süresince stajyer avukata meslek kuruluşu tarafından burs verilmesi sağlanmasıdır. Veya Ankara Barosu’nun stajyer avukatların avukatlıktan sayılan iş sayılması nedeni ile stajının ikinci altı ayında bir avukatın yanında ücretli ve sigortalı olarak çalışabileceği yönünde aldığı karar dikkate alınarak ilk altı ay için burs sistemi aynı şekilde işletilmeli; ikinci altı aylık dönemde ise belirlenmiş bir taban stajyerlik ücretinin altında kalmamak üzere stajyer avukata ücret ödenmeli ve sigortası da yanında ücretli olarak staj yapılan avukat tarafından karşılanmalıdır. Staj süresince stajyer avukata meslek kurumu tarafından ödenen ödenek burs niteliği taşımalı ve meslek kuruluşu böylelikle faizle para kazanmanın dışında asıl işlevi olan vicdanı bağımsız avukatın yetiştirilmesine yatırım yapması sağlanmalıdır.
b) Mesleğe yeni başlayan avukatların bağımsız olarak çalışmasının önündeki en büyük engellerden biri mesleğin sürdürüleceği fiziki mekanların ve teknik materyallerin maliyetlerinin karşılanamamasıdır. Baroların imkanları ölçüsünde en fazla sayıda avukatı yararlandırabilecek şekilde (bölgeler-mekansal büyüklük dikkate alınarak) fiziki mekanları ve bunların teknik materyallerini belki de mülkiyeti kendine ait binalarda ücretsiz veya maliyete uygun olarak sağlaması mümkün olduğu gibi bir çok çözüm önerisine oranla en hızlı sonuç getirenlerden birisi olabilir. Ekonomik olarak mesleki ve genel yaşamı idame ettirebilecek gelir getirecek işlere sahip olmamak da bağlı çalışmayı mesleğe başlangıçta neredeyse zorunlu kılmaktadır. Mesleğe ilişkin kamusallık tartışmaları (zorunlu müdafilik vs.) ve demokrasi-insan hakları tartışmaları ayrı olmakla birlikte CMK servis hizmetleri ile adli yardımın kapsamı genişletilmeli ve bu hizmetlere meslektaşların atanmaları adil olarak sağlanmalı ve pek tabii ki meslektaşların buna karşılık insana ve mesleğe yakışır bir mali karşılık alması da temin edilmelidir.
c) Ruhsatını aldıktan sonra mesleğe başlayan avukatların bağlı çalışmasını ancak gerçekten iyi koşullarda olmak üzere istisnai hale getirecek önlemler alınmalıdır. Bunun için Barolar Demoklesin kılıcı gibi salladığı disiplin hükümlerini güvence olarak kullanmak kaydı ile bağlı çalışan avukatların taban ücretini belirlemeli ve uygulanmasını denetlemelidirler. Diğer bir yöntem olarak ise avukatlık bürolarında/ortaklılıklarında ortak dışında çalışan (işçi/bağımlı) avukat sayısının makul bir sayıyla kısıtlanması olabilir.
-
Sosyal Güvenlik
Sosyal güvenlik sorunu ise görüntüde sadece staj döneminden ibaretmiş gibi gözükse de gerçekte özellikle birçok genç avukatın sosyal güvenlikten fiilen yoksun yaşadığı görülmektedir.
a) Staj sürecinde meslek kuruluşunun burs ile birlikte gelir sahibi olmayan meslektaşın asgari sağlık primini yatırması mesleki dayanışmanın göstergesidir. Stajyerin sigortalı olarak çalışabileceği kabul edildiği takdirde ise stajyer avukatın sigortasının yanında staj yapılan avukat tarafından karşılanması ise zaten yasal zorunluluktur. Böylelikle en azından çalışılan sürede verilen emek de emeklilik açısından heba edilmemiş olacaktır.
b) Özellikle genç avukatların ciddi sayılacak kadar çok sayıda kısmının bağlı çalışmasına rağmen sigortasının yapılmayarak topluluk sigortası kapsamında bırakıldığı veya sigortasının gerçek ücrete uygun olarak ödenmemesi hali özel olarak bağlı çalışan/işçi avukatların ortak noktalarından biridir. Bu anlamda bir denetim yaygınlaştırılmalı ve etkin hale getirilmelidir. Başka bir deyişle Baro kendini taraf ilan etmeli ve taraflılığını meslekte ezme-sömürmenin karşısında ifade etmelidir.
MESLEĞİN KAMUSALLIĞI/YABANCILAŞMA
Sürdürmekte olduğumuz avukatlık mesleğinin kamusal bir öz taşıdığı ve bu öz
itibarı ile demokrasi, insan hakları gibi kavramların varlığı ve uygulanması noktasında sorumluluğumuz olduğu en temel iddia ve düsturumuzdur belki de. Belki de bu sebeple en çok avukatlarının vicdani bağımsızlığını yitirmesini, işçileşmesini ve mesleğine yabacılaşmasını tartışıyoruz sürekli.
Sorunun ciddiyeti kadar çözüm önerilerinin de ciddi ve etkin olması gerekli iddiamızın gerçekçi ve sürdürülebilir olmasında avukatlar arasında.
Bu sorunlar arasında belki de en temeli ve önemlisi avukatın işçileşmesi ve ya sermaye/sermayedar avukat için metalaşmış bilgi üretir ve bunu para kazandırır halde yapmasıdır. Bilgimiz artık kullanımındaki fayda ile nitelenebilir olmaktan çıkmakta ve değer getirebilirliği ile nitelendirilmeye başlamaktadır. Ve hatta işçileşme avukatları sadece belli alanda bilmeye zorlamakta veya bazen de hukuki üretim ve işlemlerin sadece belli bir yönünü yapmaya zorlamaktadır. Öyle ise en büyük sorunun tespitini yapmak konusunda açık ve cesur davranmalı. Çözüm önerileri belki çok sayıda sıralanabilir;yukarıda benim de kısmen önerdiklerim gibi.
Ama mesleğin kamusal özünün yitirilmesi tek başına işçileşmeye açıklanamaz haldedir. Hukuk eğitiminden başlayarak süregelen bir niteliksizleş(tir)me üstünden atlanamaz biçimde ortadadır. Var olan hukuk müfredatının ve önerilenin tartışılması ve yeniden düzenlenmesi zorunludur. Belki de düşündüğümüz onca konulu toplantı ve sempozyum arasına oldukça önemli bir hukuk eğitimi sempozyumu da eklenmelidir. Aynı zamanda özellikle karlılığı nedeni ile vakıf üniversitelerince sürekli hukuk fakültesinin açılması ile paralı eğitimin özünde ve anlamında olduğu üzere hukuki bilginin de para kazandıran meta olarak satılması kabul edilmemeli ve bu tabela üniversite açılmasından öte bir sorun olarak da ele alınmalıdır.
Yukarıda başka bir başlık altında değinilen CMK kapsamında verilen hukuki hizmetin kapsamının en azından ceza yargılamasında zorunlu avukatlığa erişecek şekilde genişletilmesi talep etkili biçimde ve yöntemlerle talep edilmelidir. Ceza yargılamasının her alanında insanın hak ve özgürlüklerinin korunması sağlanmalı; yargılama eşit silahla donatılmış avukat aracılığı ile demokratikleştirilmelidir. Staj süresince bu içeriği dolduracak bir ders ve ya uygulamanın katılımı zorunlu kılınmalı; genç avukatların tamamı mesleğinin ilk 2-3 yılında ceza yargılaması ve insan hakları içerikli bir program ve seminere katılmaya mesleki şart olarak davet edilmelidir.
Ek olarak en az diğer unsurlar kadar önemli olmak kaydı ile yeteri kadar ders saati ayrılmak üzere hukuk fakültelerinde avukatlık ve avukatlık hukuku dersi önerilmeli, avukatların katılımı kolaylaştırılmak kaydı ile senede belli sayıda seminer ve ya programa katılım zorunlu kılınmalıdır.
Av. Ali Oktay Coşgun |